Vincent Van Gogh Kimdir? Vincent Van Gogh Hayatı

Vincent Van Gogh; 1853 yılında Hollanda’da dünyaya gelmiş tüm dünyaca tanınmış bir ressamdır. Köy papazı bir baba ve ev hanımı bir annenin evladıdır. Zekâ geriliği olduğu söylenip okuldan uzaklaştırılmıştır. Daha sonraki hayatına babasının teşviki üzerine resim galerisi memuru olarak devam etmiştir. Evlenmek istediği kız tarafından reddedilince Hollanda’dan uzaklaşmak isteyip Paris’e gitmiştir. Burada tam anlamıyla tutunamayınca da ruhsal bunalıma girmiştir.

Bunalım geçirdiği sırada madenlerde papazlık yapmaya başlamıştır. Bu sırada maden işçilerinin yaşadığı zorluklar nedeniyle büyük sıkıntılar yaşamıştır. Köylüler ve maden işçileri tarafından sevilmiş olup; modern İsa ismiyle çağırılmaya başlanmıştır. Daha sonra kardeşi onu buradan alarak Brüksel’e götürmüştür. Bu yaşananlar sebebi ile Tanrı’ya olan inancını yitirmiş bir insan olarak hayatına devam etmiştir.

1881 yılına kadar resim dersi almış ve ilk resmini bul yıl yapmıştır. Sonrasında ise; evlenmek istediği sevgilisinin ailesi izin vermeyince sevgilisi intihar etmek istemiştir. Bu olay Vincent Van Gogh için tam bir yıkım olmuştur. Ayrıca tüm ruhi dengesini de bozmuştur.

Vincent Van Gogh Hangi Resim Tekniğinden Etkilenmiştir?

En başta resimlerinde noktacık pointilist resim tekniğini benimsemiştir. Bu teknik; 19. yüzyılda Fransa’da neredeyse tüm ressamlar tarafından benimsenmiştir. Diğer bir ismi de noktacılıktır. The Courtesan adlı eseri bu tekniğe örnek olarak gösterilmektedir. Paris’e kardeşinin yanına gittiği dönemde 200’den fazla resim yaptığı bilinmektedir. Daha sonra Fransa’ya geçmiş ve Akdeniz’in büyülü havasından çok etkilenmiştir.

Vincent Van Gogh; parmağını boyaya daldırıp tablo üzerine resim yapmayı sevmiştir. Ruhsal bozukluklarına rağmen çok güzel ve teknik yönden güzel resimler yapmaya devam etmiştir. Boyaları çok sevdiğinden onların tablo üzerindeki yansımalarını da büyük bir beğeni ile izlemiştir.

Ünlü Ressam Hangi Akımın Öncüsüdür?

Herkes tarafından tanınan ve ruhsal bunalımlar sonucu kendi hayatını sonlandıran Vincent Van Gogh; post empresyonizm akımının öncülüğünü yapmıştır. Bu akım; doğaya bir fotoğraf makinesi gibi bakmayı gerektirmektedir. O an ortamda bulunan ışığın doğru bir şekilde yakalanması esasına dayanmaktadır. Bundan dolayı son derece hızlı çalışması gerekir. Renkler ön plana çıkar, ancak şekillerde bir bozukluk vardır.

Bazı post empresyonist ressamlar; doğayı kendi yorumlamalarıyla yansıtmak istemektedir. Kontur ve renkler ön plana çıkmaya başlamış olup; son derece parlak ve canlı renkler kullanılmıştır. Cesur çalışmalar ortaya koyan sanatçılar iç dünyalarını istedikleri gibi yansıtmışlardır. Bu akım pek çok sanatçıya öncülük etmiştir. Van Gogh Teras Cafe yağlı boyası bu akıma örnek gösterilmektedir. Tual üzerine yaptığı bu yağlı boya; kendi döneminde ve sonraki dönemlerde oldukça ilgi görmüştür.

Ünlü Ressamın Eserlerinin Genel Teması Nedir?

Yıldızlı Gece, Gece Kahvesi ve Ayçiçekleri gibi ünlü eserleriyle bilinen ressamın; tablolarında tema genel olarak doğadır. Road In Etten adlı eseri, 1881 yılında resmettiği fotoğraf karesi gibi bir eserdir. Bu tema Vincent Van Gogh için alışıldık olarak bilinir. Sanatçının resmettiği bir çift yıpranmış bot bile oldukça ilgi görmüştür. Gerçekçi bir çizimle resmedilmiş bu bot bir köylüye aittir. Köy insanının yoksulluğunu yansıtan bottan, kırsal yaşamın zorluklarına dikkat çekmek istemiştir.

Diğer ünlü resmi ‘Patates Yiyenler’ yaşadığı dönemde oldukça yankı uyandırmıştır. Bir lamba etrafında tozlu patatesleri yiyen erkek ve kızları resmetmiştir. Ayrıca kahveleri de vardır ve bir masanın etrafında hep birlikte oturmaktadırlar. Oldukça detaylı resmedilmiş bu tablo, döneminde ve sonrasında rağbet görmüştür. Kahverengi ve yeşil tonlarından oluşan bu resim; yoksulluğun ve işçi sınıfının yaşadığı zorlukların bir yansımasıdır. Ressam bu eseri ile günün şartlarını tamamen anlatabilmiştir.

Ünlü Ressamın Yatak Odası Tablosunun Anlamı Nedir?

Resim; döneminde ve sonrasında oldukça eleştiri almış ve üzerine incelemeler yapılmıştır. Resme ilk bakıldığında göze çarpan durum tüm eşyaların yatağa dönük olmasıdır. Ayrıca duvarlar geriye doğru eğik ve eşyalar belirli bir noktaya doğru eğilim içerisindedirler. Bu görünüm; bakan kişiyi rahatsız edecek bir durum oluşturmaktadır.

Vincent Van Gogh; yalnızlık temalı olan bu eserde iç dünyasını birebir yansıtmaktadır. Eşyalar içerisinde kendisine ait olanları kalın fırça darbesiyle resmetmesi kendi gerçekliğini kabul etmesi anlamına gelmektedir. Ressamın en sevdiği renk olan sarının yatak başlığında ve iskemlede kullanılması onun yalnızlığını paylaşmak istediğiyle ilgilidir. Yer döşemesinin bomboş görünmesi ve diğer eşyaların bir arada olması da onun kendi içinde yaşadığı boşluğu temsil etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir