Paul Gauguin Kimdir? Paul Gauguin Hayatı

Paul Gauguin; 19. yüzyılın önemli ressamları arasında yer almaktadır. 1848 yılında Paris’te doğan ünlü ressamın; 35 yaşına kadar resim alanında herhangi bir çalışması bulunmamaktadır. Paul Gauguin; resim alanının yanı sıra gravür alanında da çalışmalar yapmıştır. 1903 yılında yaşamını sürdüğü Markiz adalarında henüz 54 yaşında iken hayata veda etmiştir. Ünlü ressam hayatının 9 haftalık bir döneminde Vincent Van Gogh ile birlikte resim çalışmaları yapmıştır.

Paul Gauguin’in Hayatı

Paul Gauguin; küçük yaşta babasını bir trafik kazansında kaybetmesinin ardından annesi ve kardeşleri ile birlikte Peru’ya giderek akrabalarının yanında 4 yıl geçirmiştir. Fransa’ya döndükten sonra Orléans’da eğitim alan ünlü ressam buradan mezun olduktan sonra bir ticaret gemisinde çalışmaya başlamıştır. Askerlik yaşı geldiğinde askeri görevini de denizci olarak yapan ünlü ressam; askerlik bittiğinde Pisarro aracılığıyla borsa işine girmiştir.

Borsa’dan büyük paralar elde eden ünlü ressam; daha sonrasında ünlü tabloları toplayarak tablo koleksiyonculuğu yapmaya başlamıştır. Bu işlerden arta kalan zamanlarında ise resim çalışmaları yapan sanatçı; 1883 yılında kesin bir karar vererek kendini ressamlığa adamıştır. Ancak ünlü ressamın eserleri o dönemde beklediği ilgiyi uyandıramadığından uzun yıllar gezgin olarak hayatını geçirmiştir. Bir süre sonra Tahiti’ye yerleşen ressam burada sefalet içinde bir yaşam sürmüştür. Tahiti’den sonra yerleştiği Markiz Adalarında da sevilmeyen ressam burada yoksul biri olarak hayata veda etmiştir.

Paul Gauguin Hangi Akımlardan Etkilenmiştir?

Paul Gauguin; resimlerinden beklediği ilgiyi alamayarak ciddi para sıkıntıları yaşamıştır. Bu sebeple bir süreliğine Panama’ya giderek burada hayatını devam ettirmiştir. Ancak döndüğünde oldukça bitkin bir halde olan ressamın elinden arkadaşı Schuffenecker tutmuş ve onu Vincent Van Gogh’un yanına çırak olarak yerleştirmiştir. Paul Gauguin; bir süre Vincent Van Gogh ile çalışarak yeniden resim tutkusuna sarılmıştır. Ancak tekrar yalnız kaldığında ciddi bir depresyon geçirmiştir.

Vincent Van Gogh’un yanı sıra Théo ile de çalışan sanatçı; bu iki ünlü ressamın galerisinde resimlerini sergilemiştir ancak yine ilgi görememiştir. Paul Gauguin; bu iki ressam ile tanışmadan önce herhangi bir akıma mensup olmamakla birlikte bu iki ünlü ressamla tanıştıktan sonra eserlerinde post-empresyonizm etkileri gözlemlenmiştir. Ünlü ressam; tezatlıkların ressamı olarak anılmaktadır. İlkel çalışmalarının içerisinde mutlaka eğitilmiş bir yön bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yaptığı eserlerde bulunan sadelik ve vahşilik tezatlığı sebebi ile yeni bir akımın kapılarını sanat dünyası için aralamıştır.

Paul Gauguin’in Eserleri

Paul Gauguin; resim hayatı boyunca toplam 22 adet tabloya imzasını atmıştır. İlk eseri olan “Still Life With Oysters”; 1876 yılında Paris Salon Sergisi’nde gösterilmiş, ancak insanlar bu eser ile alay etmiştir. 1881 yılında ortaya çıkardığı “Vase With Flowers On The Window” eserinde; sanatçının kendine özgü stili açıklıkla görülmektedir. Bu eserde bulunan sert ve keskin fırça darbeleri; esere derinlik ve anlam kazandırmaktadır.

Sanatçı; kabul görmediği Paris sanat camiasından uzaklaşarak kırsal mekânlarda yaşamaya başlamıştır. Burada yaptığı eserlerde kırsal yaşamın fakirliğinin yanı sıra mutluluğunu da resimlerine yansıtmıştır. Ressamın tüm stili; Tahiti’ye yerleşmesinden sonra şekillenmiştir. 1885 yılında yaptığı “Women Bathing” eserinde kullandığı renkler ve fırça darbeleri tamamen sanatçıya özgü bir hal almıştır. Bu eserinde görülen renk uyumları ve mekân tasvirleri; sanatçının ilkel yaşamdan etkilendiğini açıkça göstermektedir.

Empresyonizm akımında ilerleyen ressam; 1887 yılında yaptığı “A Seashore” adlı eseri ile bu akımdan tamamen ayrıldığını göstermiştir. Ressamın bilinen en ünlü ve en pahalı eseri ise İsviçre’de Fondation Beyeler’de sergilenen “Nafea Faaipoipo” (Ne Zaman Evleneceksin) adlı eseridir.

Paul Gauguin’in Etkilendiği Ressamlar

Paul Gauguin; hayatı boyunca anlaşılmayan ve değeri bilinmeyen bir sanatçıdır. Ölümünün ardından ünlenen ressamın eserlerinde; yıllara ve yaşadıklarına göre farklı esinlenmeler bulunmaktadır. Resim hayatına 35 yaşında başlayan ressamın ilk resimlerinde genellikle Pissarro etkisi gözlemlenmektedir. Bunun yanı sıra ilk eserlerinde Monet ve Sisley esintileri de bariz bir şekilde görülmektedir.

İlerleyen yıllarda Théo ve Vincent Van Gogh ile çalışan sanatçı; bu iki ünlü ressamın da etkisi altında kalmış ve iki ressamın etkisi ile bazı eserler ortaya çıkarmıştır. Yaşamının ilerleyen yıllarına kadar empresyonizm akımında çalışmalar yapan sanatçı kırsal kentlerde yaşamaya başlaması ile kendi öz akımını ortaya çıkarmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir