Paul Cezanne Kimdir? Paul Cezanne Hayatı

Paul Cezanne; 19 Ocak 1839 yılında Fransa’da doğmuştur. 1906 Ekim ayında 67 yaşındayken Fransa’da ölmüştür. Art izlenimcilik akımına mensup olup; hukuk okuduğu sırada resim dersleri almaya başlamıştır. Resim sanatının derinliklerini öğrenebilmek adına Paris’e gitmiştir. Döneminin sanatçılarına hayranlık beslemiş ve onlar gibi olmayı istemiştir. Bu bakımdan hukuktan çok resme yöneldiğini belirtmiştir.

Güzel sanatlar akademisine girmek istemiştir. Ancak buraya kabul edilmemiş ve büyük bir üzüntü duymuştur. Resimlerini sanat galerilerine vermeye çalışmıştır. Kabul görmemesine rağmen resim yapmaya devam etmiştir.

Paul Cezanne Nasıl Bir Resim Tekniği Benimsemiştir?

Eski resim ustalarının sanat eserlerini kopya ederek resim çizmeye devam eden ünlü ressam; portre, natürmortlar ve diğer resim çeşitlerinden örnekler vermeye başlamıştır. Ressamın Babası, Tekkeli Adam gibi tabloları çok nadir olarak kabul görmüştür. Daha sonra Pisuara ile tanışmıştır. Kendisinden etkilenerek empresyonistlerin kullanıldığı canlı ve parlak renkleri kullanmaya başlamıştır. Eskiden kullanıldığı kalın fırça darbelerinden bu dönemde vazgeçmiş ve noktacık darbe tekniğine geçmiştir. Boyalarla pıhtılaşmış görünüm kazandırdığı resimlerde artık çok farklı bir teknik kullanmaya başlamıştır.

1872 ve 1882 yılları arasında Paul Cezanne empresyonist dönemindedir. ‘Asılmış Adamın Evi’ ve ‘Bir Olympos’ bu akımın örneklerindendir. Bu dönemde pek çok farklı ünlü esere imza atmıştır. Main’ce Köprüsü , Cote Dü Jalais , Kırmızı koltuklu Mademe Cezanne gibi eserleri bu döneme aittir.

Ünlü Ressamın Resim Tekniğinin Detayları Nelerdir?

Empresyonistlerin kullandığı teknikleri bir süre sonra bırakan ve izlenimciliğe doğru bir gelişim sağlayan Paul Cezanne; eskisine göre daha yalın ancak daha derin işlenmiş bir resim tekniği anlayışı geliştirmiştir. Kendi iç dünyasından, düşlerinden ve gözlemlerinden faydalanarak eserler vermeye devam etmiştir. Desen becerisi ve renklerin bir araya gelerek uyandırdığı duyguları bir araya getirmeyi başarmıştır.

Klasik olan tekniğe benzemeyen yeni tekniği ile büyük ölçüde kübistlere ilham kaynağı olmuştur. Bu sayede hayal gücünü renklerle daha yalın bir şekilde ifade edebilme tekniği ortaya çıkmıştır.

Evlendikten sonra yine bu anlayışa bağlı resimler çizmeye devam etmiştir. Derinliği çalışmalarından kaldırarak katlama bir perspektif kullanmaya başlamıştır. Elmalar ve Portakallar eseri buna örnektir.

Ünlü Ressamın Lirik Dönemi Ne Anlama Gelmektedir?

Paul Cezanne; son 10 yılını lirik eserler vermeye adayarak geçirmiştir. Belli bir lirizm anlayışı geliştirmiş olup daha yumuşak ve özgürlükçü fırça darbeleri kullanmaya başlamıştır. Son derece cüretkâr eserler ortaya koymaya başlamış olup; diğer akımlar gibi bunu da fazlasıyla sevmiştir. Fırça darbelerinin dışında lirizm renklerini de kullanmaya başlamıştır. Bu dönemde daha hızlı eser vermeye fayda sağlayan sulu boyaya yönelmiştir. Daha sonraları ortaya çıkacak olan kübizm belirtileri yavaş yavaş eserlerinde görülmeye başlamıştır.

Bu arada kullandığı renkler ve fırça darbeleri sayesinde fovist akımın izlerini eserlerinde görmek mümkün olmuştur. Anecy Gölü, bibemuş Kayalar ve Dallar gibi eserleri bu döneme aittir. Bu eserler; Paul Cezanne döneminde de sonrasında da oldukça kıymetli olarak görülmüştür.

Yaşamının son evresinde ortaya koyduğu Les Grandeş Baigneuses eseri; sanatçının sanat hayatının doruk noktasında bulunan eseridir. Ritmik kompozisyonlara sahip tablo kesin hatlara sahiptir. Bu da sanatçının olgunlaşmış ruhunu temsil ederken aynı zamanda son derece görkemli bir eser meydana getirdiğini de ifade etmektedir.

Ünlü Ressam ve İzlenimcilik Arasındaki Bağ Nedir?

Paul Cezanne post empresyonizm akımına tepki olarak Art izlenimcilik akımını ortaya çıkarmıştır. Doğada bulunan unsurların insan duygularını ve iç dünyasını nasıl etkilediği ve bu etkileşimin sonucunda nasıl duygular ortaya çıktığıyla ilgilenmektedir. Ressamlar bu akımda ortaya çıkan bu duyguları tuvale yansıtmaktadır.

Empresyonizm ve izlenimcilik arasında bağ kuran ünlü ressam bu anlamda modern izlenimciliğin kurucusu olarak görülmektedir. Hatta dönemindeki sanatçılar kendisine ‘modern sanatların babası’ ismini vermişlerdir. Daha sonraları modern sanatta gerçekleştirdiği bu köprüyü bir de kübizmle denemiştir. Art izlenimciliğin kurucusu ve öncüsü olan ünlü ressam Picasso ve Henri Metisse’yi de etkilemiştir. Kendi duygularını katarak oluşturduğu bu tür resim anlayışı ile ün kazanmıştır.

Çizgi ve renklerin aynı olmadığını belirten ünlü ressam; önemli olanın renk doyumuna ulaşmak olduğunu belirtmiştir. Son derece cüretkâr fırça darbeleri ile yön verdiği renklerin ressamın kişisel görüşlerini yansıttığına inanmaktadır. Kendisinden sonra gelen pek çok insana öncülük yapmış olan ünlü ressam; son zamanlarında mutlu olmak adına lirik çalışmalar yapmaya yönelmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir