William Holman Hunt Kimdir? William Holman Hunt Hayatı

William Holman Hunt

William Holman Hunt; 19. yüzyılın en önemli ressamları arasında yer almaktadır. Döneminde; ön- Raffaeloculuk akımının kurucuları arasında bulunmaktadır. Hayatını resim sanatına adamış olup; yaptığı eserler pek çok yerde sergilenmektedir. Sanatçı; yaptığı eserler ile gelecek nesillere örnek teşkil etmeyi ve öncü olmayı başarmıştır. 1827 yılında doğan sanatçı; 1910 yılında hayata veda etmiştir.

William Holman Hunt’ın Hayatı

William Holman Hunt; 1827 yılında Londra’da bir eşya ambarının oğlu olarak dünyaya gelmiş olup; küçük yaşlarından itibaren resim sanatına olan tutkusu ile bilinmektedir. Ancak babası resim sanatına yönelmesi yerine ambar memuru olarak çalışmasını istemiştir. 16 yaşında iken resim sanatına tekrar dönerek; 1844 yılında Kraliyet Akademisi’ne kaydolmuştur.

1848 yılında aralarında Dante Gabriel Rossetti, John Everett Millais gibi isimlerin de bulunduğu “Ön- Raffaelocu Kardeşler” adlı gruba dâhil olmuştur. Bu grupla birlikte 1849 yılında ilk sergisini açmıştır. Ancak resim sanatında dinsel, ahlaki ve ruhsal temalara önem vermesi sebebi ile bu gruptan ayrılmıştır. 1854 yılında dinsel temalar üzerine araştırma yapmak için Ortadoğu seyahatine çıkmıştır. Yafada ve Kahire’de bir süre kalarak çalışmıştır.

William Holman Hunt; 1855 yılına kadar Kudüs’te yaşamıştır. Şam, Beyrut, Nasıra gibi şehirleri ziyaret ederek yöre halkını ve doğa manzaralarını resmetmiştir. 1856 yılında yeniden İngiltere’ye dönmesine rağmen birkaç kez daha Kudüs’e seyahat etmiştir. 1854 yılında St. Paul Katedrali için bir eser hazırlamış olup; hayatı boyunca iki evlilik yapmıştır. 1905 yılında Kral tarafından “Liyakat Nişanı” ile onurlandırılmıştır. Hayatının sonlarına doğru küçük bir köye yerleşmiş ve burada yaşamış olup; 1910 yılında 83 yaşında iken yaşadığı köyde hayata veda etmiştir.

William Holman Hunt’ın Eserleri

William Holman Hunt; hayatı boyunca pek çok esere imzasını atmayı başarmıştır. Sanatçının bilinen en ünlü eserleri; “Ücretli Tutulmuş Çoban”, “Dünyayı Aydınlatan Işık”, “Başkalarının Suçlarını Yüklenen Keçi” adlı eserleridir. Resim sanatı boyunca pek çok portre esere de imzasını atmıştır. “Portrait of John Everett Millias”, “Portrait of William Pink”, “Stephen Lushington”, “The Artist’s Father, William Hunt”, “The Birthday, Portrait of Atist’s Wife, Edith”, “Portrait of Dante Gabriel Rossetti”, “Portrait of Fanny Holman Hunt”, “Self Portrait, William Holman Hunt” adlı pek çok tablosu bulunmaktadır.

Sanatçılık hayatı boyunca pek çok farklı temalı esere imzasını atmıştır. “Cornfield at Ewell”, “The Flight of Madeline Porphyro During the Drunkenness Attending the Revelry”, “The Lantern Maker’s Courtship”, “Valentine Rescuing Sylvia from Proteus”, “Christ and the Two Marys”, Study of a Bloodhound”, “Claudio and Isabella”, “The Shadow of Death”, “The Hireling Shepherd”, “The Finding of the Saviour in the Temple”, “Isabella and the Pot of Basil”, “Our English Coasts”, “May Morning on Magdalen Tower” adlı yapıtları; farklı temalar kullanarak ortaya çıkardığı eserler arasında yer almaktadır.

William Holman Hunt Hangi Akımlardan Etkilenmiştir?

William Holman Hunt; ön- Raffaeloculuk akımının kurucuları arasında yer almaktadır. Bu akımın içerisinde aktif bir rol oynadığından dolayı eserlerini dinsel ve ahlaki temalardan seçmiştir. Eski çağlarda yapılmış olan eserleri yeniden tasvir etmiş ve o dönemin adalet anlayışını eserlerine yansıtmıştır. Dönemin popüler olan Kraliyet Akademisi sanatından uzak bir anlayış sergilemiştir.

Sanatçı; ön- Raffaelocu akımı içerisinde yer aldığından dolayı romantizm akımında da görülmektedir. Ön- Raffaelocu eserlerde; Ortaçağ döneminde yapılan romantik eserler yeniden uyarlanmıştır. Bunun yanı sıra yaratıcılıktan uzak olan ve geleneksel resim kurallarına tepki olarak bu akım içerisinde pek çok eser meydana getirmiştir. Ön- Raffaelocu anlayışı ile ortaya koyduğu eserler sayesinde kendinden sonra gelen genç nesilleri etkisi altında bırakmayı başarmıştır.

Sanatçının Stil Özellikleri

William Holman Hunt; eserlerinde ahlaki hedefleri olan temalar seçmiştir. Bunun yanı sıra doğa teması da sanatçı için oldukça önemlidir. Bu fikirleri benimsemesinde John Ruskin’in etkileri bulunmaktadır. Eserlerinde yaptığı figürlerin ruhani tarafını vermek için en ince ayrıntısı ile resmetmiştir. Ancak barok ve rokoko gibi akımların abartılı süsleme etkilerine eserlerinde yer vermemiştir. Eserlerinde genellikle canlı renkler kullanmakla birlikte toprak tonlarına da sıklıkla yer vermiştir.

Sanatçı; Ortadoğu gezisi ile oryantalist bir stil geliştirmeyi başarmıştır. Doğu kültürünün yaşam biçiminin yanı sıra gördüğü şehirlerdeki manzaraları da resmetmiştir. Oryantalist etkiler ile yaptığı eserler sayesinde ünü artmıştır. Bu eserler; kendinden sonra gelen genç nesiller için örnek teşkil etmiştir.

Wassily Kandinsky Kimdir? Wassily Kandinsky Hayatı

Wassily Kandinsky

Wassily Kandinsky; 20. Yüzyılın önde gelen sanat kuramcısı ve ressamı olarak bilinmektedir. Teorileri sayesinde yaşadığı dönemde etkili bir rol oynamış olup; Avrupa’da soyut sanatın öncülüğünü yapmıştır. 1866 yılında Moskova’da doğmuş olup, hukuk eğitimi almıştır. Bunun yanı sıra ekonomi dersleri de almaya başlamıştır.

1902 yılına gelindiğinde uzun yıllar evli kaldığı ressam Gabriele Münter ile hayatını birleştirmiştir. Gabriele Münter onu pek çok bilindik ressamla tanıştırmıştır. Van Gogh, Picasso ve Matisse gibi pek çok ünlü ressamın sanatlarını yakından inceleme fırsatı bulmuştur. Evlendikten sonra Fransa’ya gitmiş ve buradaki izlenimcilik akımından etkilenmiştir. Daha sonra resim akademisine yazılmıştır ve resme olan ilgisi her geçen gün artmıştır.

Wassily Kandinsky Nasıl Bir İzlenimci Anlayışa Sahiptir?

Wassily Kandinsky; sanatına başladığı ilk yıllarda izlenimci akımına ait resimler ortaya koymuştur. Daha sonraları tablolarında kovist yaklaşım hâkim olmaya başlamıştır. Figüratif sanattan uzaklaşarak ikona yaklaşımına ait sulu boya eserler vermeye başlamıştır. 1910 yılından itibaren hiçbir şekilde figür eseri yapmamıştır.

Hiçbir ön hazırlık yapmadan direkt resme başlama tekniği olan improvisation ile Marnau manzaraları olmak üzere pek çok eser ortaya koymaya başlamıştır. Sürekli olarak yeni ressamlarla tanışıp sanat hayatını geliştirmiş ve 3’lü kompozisyon eserlerini vermeye başlamıştır. Bundan sonra ‘Mavi Süvari’ isminde bir sanat grubu kurmuştur.  Bu sanat grubuyla eserler vermeye devam etmiştir. İzlenimcilikle başlayan sanat dünyası pek çok akımı inceleyerek daha özgürlükçü bir hal almıştır.

Soyut Sanatın Kurucusu Olan Ressam Hangi Tekniği Kullanmıştır?

Soyut sanatın herhangi bir tekniğe sahip olmadığı görüşüne sahip olanların aksine, Wassily Kandinsky kendine has bir hesap tekniği ile tuvalin üzerine attığı fırça darbelerini sanatının en ince detayı olarak görmektedir. Renklerin ve hayalin bir araya gelerek ortaya sanat çıkardığı görüşüne sahiptir. Tuvalin üzerinde yaptığı bu hesaplı ritmik hareketler renklerin de bir araya gelmesi ile bir sanat eserine dönüşmektedir. Gelişi güzel bir teknik kullanılması söz konusu değildir.

Ona göre tüm renklerin bir anlamı vardır. Sarı renk sıcağı, duygu olarak da öfke ve hiddeti temsil etmektedir. Mavi renk soğuk ve sakin aynı zamanda da sert bir duygu uyandırmaktadır. Kırmızı ise ateş, ıstırap ve gurur anlamına gelmektedir. Yeşil renk; hareketsizlik ve pasif anlamlarını taşımaktadır.

Beyaz ise; tamamen gizli duyguların daha da derinden gizlenmesine yardımcı olmaktadır. Bu bakımdan gizemin rengi olmuştur. Siyah ise gelecek vadetmeyen bir duyguyu anlatmak için kullanılmaktadır. Renkler dışında Wassily Kandinsky için çizginin ve şeklin de bir anlamı vardı. Bu bakımdan çok çeşitli bir sanat anlayışına sahiptir. Kendisiyle aynı dönemde yaşamış ve sonradan onun eserlerini tanımış pek çok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

En Önemli Eseri Cossacks’ın Anlamı Nedir?

Soyut sanatın kurucusu olan Wassily Kandinsky; eserlerinde kendi duygu dünyasını fırça darbeleri ve renklerin uyumu ile resmetmektedir. Ona göre müzik çalmak gibi olan resim sanatını icra ederken kullanılan renklerin birer klavye tuşu olduğunu savunmuştur. Bu tuşlara her basıldığında piyanodan gelen müzik sesleri gibi resim sanatında insan ruhuna işleyen tinler ortaya çıkmaktadır.

Cossacks yani Kazaklar eserinde ruhsal tinlere yer vermiştir. Bu eserinde manzara ve figürler tanınabilir halde yerleştirilmişlerdir. Oldukça ustaca tonlanmış renkler sayesinde tanıdık figürleri seçmek oldukça kolaydır. Sanatçının hesaplanabilir renk ve şekil anlamları bilindiğinde resim hakkında gizli bir duygu kalmamaktadır. Kazakların bir kaleyi gökkuşağı altında kılıç sallayarak savundukları resmedilmiştir. Ancak burada eser sahibinin ruh dünyası yansıtılmıştır.

Ünlü Ressamın Teknik Değişikliği Yaptığı Eseri All Saints’in Anlamı Nedir?

Soyut sanat hakkında daha çok bilgiye sahip olduğu yıllarda Alexej isimli bir sanatçıyla tanışmıştır. Kendisine fırça yerine tüy kullanması tavsiyesini vermesi üzerine Wassily Kandinsky resimleri daha anlaşılabilir olmaya başlamıştır. Bu tavsiye üzerine neredeyse tüm resimlerinin daha anlaşılabilir formlara gelmesine ön ayak olan sanatçı arkadaşı sayesinde; döneminin en önemli eserlerinden bir tanesini ortaya çıkarmıştır.

All Saints yani Cam Altı adını verdiği eserini; cam altı resimlerine ilgi duyduğu sırada meydana getirmiştir. Cam altı sanatlarında usta olan bir ressamdan ders almaya başlayan ressam; zaman zaman cam altı resimleri yapmaya başlamıştır. All Saints eserinde isminden de anlaşılacağı üzere ayin sırasında ayakta duran Azizler resmedilmiştir. Bu tabloda çoğu eserinde olduğu gibi soyut duygularla gerçeği ifade etmiştir.

Vincent Van Gogh Kimdir? Vincent Van Gogh Hayatı

vVincent Van Gogh

Vincent Van Gogh; 1853 yılında Hollanda’da dünyaya gelmiş tüm dünyaca tanınmış bir ressamdır. Köy papazı bir baba ve ev hanımı bir annenin evladıdır. Zekâ geriliği olduğu söylenip okuldan uzaklaştırılmıştır. Daha sonraki hayatına babasının teşviki üzerine resim galerisi memuru olarak devam etmiştir. Evlenmek istediği kız tarafından reddedilince Hollanda’dan uzaklaşmak isteyip Paris’e gitmiştir. Burada tam anlamıyla tutunamayınca da ruhsal bunalıma girmiştir.

Bunalım geçirdiği sırada madenlerde papazlık yapmaya başlamıştır. Bu sırada maden işçilerinin yaşadığı zorluklar nedeniyle büyük sıkıntılar yaşamıştır. Köylüler ve maden işçileri tarafından sevilmiş olup; modern İsa ismiyle çağırılmaya başlanmıştır. Daha sonra kardeşi onu buradan alarak Brüksel’e götürmüştür. Bu yaşananlar sebebi ile Tanrı’ya olan inancını yitirmiş bir insan olarak hayatına devam etmiştir.

1881 yılına kadar resim dersi almış ve ilk resmini bul yıl yapmıştır. Sonrasında ise; evlenmek istediği sevgilisinin ailesi izin vermeyince sevgilisi intihar etmek istemiştir. Bu olay Vincent Van Gogh için tam bir yıkım olmuştur. Ayrıca tüm ruhi dengesini de bozmuştur.

Vincent Van Gogh Hangi Resim Tekniğinden Etkilenmiştir?

En başta resimlerinde noktacık pointilist resim tekniğini benimsemiştir. Bu teknik; 19. yüzyılda Fransa’da neredeyse tüm ressamlar tarafından benimsenmiştir. Diğer bir ismi de noktacılıktır. The Courtesan adlı eseri bu tekniğe örnek olarak gösterilmektedir. Paris’e kardeşinin yanına gittiği dönemde 200’den fazla resim yaptığı bilinmektedir. Daha sonra Fransa’ya geçmiş ve Akdeniz’in büyülü havasından çok etkilenmiştir.

Vincent Van Gogh; parmağını boyaya daldırıp tablo üzerine resim yapmayı sevmiştir. Ruhsal bozukluklarına rağmen çok güzel ve teknik yönden güzel resimler yapmaya devam etmiştir. Boyaları çok sevdiğinden onların tablo üzerindeki yansımalarını da büyük bir beğeni ile izlemiştir.

Ünlü Ressam Hangi Akımın Öncüsüdür?

Herkes tarafından tanınan ve ruhsal bunalımlar sonucu kendi hayatını sonlandıran Vincent Van Gogh; post empresyonizm akımının öncülüğünü yapmıştır. Bu akım; doğaya bir fotoğraf makinesi gibi bakmayı gerektirmektedir. O an ortamda bulunan ışığın doğru bir şekilde yakalanması esasına dayanmaktadır. Bundan dolayı son derece hızlı çalışması gerekir. Renkler ön plana çıkar, ancak şekillerde bir bozukluk vardır.

Bazı post empresyonist ressamlar; doğayı kendi yorumlamalarıyla yansıtmak istemektedir. Kontur ve renkler ön plana çıkmaya başlamış olup; son derece parlak ve canlı renkler kullanılmıştır. Cesur çalışmalar ortaya koyan sanatçılar iç dünyalarını istedikleri gibi yansıtmışlardır. Bu akım pek çok sanatçıya öncülük etmiştir. Van Gogh Teras Cafe yağlı boyası bu akıma örnek gösterilmektedir. Tual üzerine yaptığı bu yağlı boya; kendi döneminde ve sonraki dönemlerde oldukça ilgi görmüştür.

Ünlü Ressamın Eserlerinin Genel Teması Nedir?

Yıldızlı Gece, Gece Kahvesi ve Ayçiçekleri gibi ünlü eserleriyle bilinen ressamın; tablolarında tema genel olarak doğadır. Road In Etten adlı eseri, 1881 yılında resmettiği fotoğraf karesi gibi bir eserdir. Bu tema Vincent Van Gogh için alışıldık olarak bilinir. Sanatçının resmettiği bir çift yıpranmış bot bile oldukça ilgi görmüştür. Gerçekçi bir çizimle resmedilmiş bu bot bir köylüye aittir. Köy insanının yoksulluğunu yansıtan bottan, kırsal yaşamın zorluklarına dikkat çekmek istemiştir.

Diğer ünlü resmi ‘Patates Yiyenler’ yaşadığı dönemde oldukça yankı uyandırmıştır. Bir lamba etrafında tozlu patatesleri yiyen erkek ve kızları resmetmiştir. Ayrıca kahveleri de vardır ve bir masanın etrafında hep birlikte oturmaktadırlar. Oldukça detaylı resmedilmiş bu tablo, döneminde ve sonrasında rağbet görmüştür. Kahverengi ve yeşil tonlarından oluşan bu resim; yoksulluğun ve işçi sınıfının yaşadığı zorlukların bir yansımasıdır. Ressam bu eseri ile günün şartlarını tamamen anlatabilmiştir.

Ünlü Ressamın Yatak Odası Tablosunun Anlamı Nedir?

Resim; döneminde ve sonrasında oldukça eleştiri almış ve üzerine incelemeler yapılmıştır. Resme ilk bakıldığında göze çarpan durum tüm eşyaların yatağa dönük olmasıdır. Ayrıca duvarlar geriye doğru eğik ve eşyalar belirli bir noktaya doğru eğilim içerisindedirler. Bu görünüm; bakan kişiyi rahatsız edecek bir durum oluşturmaktadır.

Vincent Van Gogh; yalnızlık temalı olan bu eserde iç dünyasını birebir yansıtmaktadır. Eşyalar içerisinde kendisine ait olanları kalın fırça darbesiyle resmetmesi kendi gerçekliğini kabul etmesi anlamına gelmektedir. Ressamın en sevdiği renk olan sarının yatak başlığında ve iskemlede kullanılması onun yalnızlığını paylaşmak istediğiyle ilgilidir. Yer döşemesinin bomboş görünmesi ve diğer eşyaların bir arada olması da onun kendi içinde yaşadığı boşluğu temsil etmektedir.

Turgut Atalay Kimdir? Turgut Atalay Hayatı

Turgut Atalay

Turgut Atalay; 20. yüzyılın en önemli ressamları arasında yer almaktadır. Sanatçı; ünlü bir ressam olmasının yanı sıra aynı zamanda bir tiyatro dekoratörüdür. Hayatı boyunca 300 eser yapmasının yanı sıra 27 operet ve 12 operanın dekoruna da imza atmayı başarmıştır. Yaptığı eserler ile gelecek nesillere örnek teşkil eden ünlü ressam; 1918 yılında dünyaya gelmiştir. Hayatını resim ve tiyatro dekoru üzerine adayan sanatçı; 2004 yılında 86 yaşında iken hayata veda etmiştir.

Turgut Atalay ve Hayatı

Turgut Atalay; 1918 yılında Konya’da dünyaya gelmiştir. İlkokul ve ortaokul hayatına devlet okullarında devam ettikten sonra İstanbul Erkek Lisesine kayıt olmuştur. Ünlü ressam; 17 yaşında Devlet Konservatuarına girmeye hak kazanmıştır. Burada okuduğu süre boyunca Adnan Saygun ile birlikte çalışmıştır. 1936 yılından 1945 yılına kadar İbrahim Çallı, Leopold Levy ve Nazmi Ziya Güran’ın atölyelerinde çıraklık yapmış ve resim sanatı eğitimi almıştır.

9 yıl sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine giren ünlü ressam; resim sanatına tam anlamı ile kendini adamıştır. Akademi öncesi eğitimleri arasında; 2 yıl boyunca Alman heykeltıraş Rudolf Belling’in yanında çalışma fırsatı yakalamıştır. 1940 yılında Leopold Levy önderliğinde kurulan Yeniler Grubu adlı ressam akımına dâhil olmuştur. 1941 yılında yapılan Liman Sergisine katılarak burada pek çok eserini sergileme fırsatına sahip olarak büyük beğeni toplamıştır.

Turgut Atalay; 1946 yılında yaptığı bir resim sayesinde Paris’te UNESCO tarafından sponsorluğu yapılan bir sergiye davet edilmiştir. 1947 yılında Mualla Hanım ile evlendikten sonra 4 yıl boyunca resim öğretmenliği yapmıştır. Yaptığı resimler ile pek çok sergiye katılan ünlü ressam; daha sonra tiyatro dekorları yapmaya başlamıştır. Bu sürede Muhsin Ertuğrul aracılığı ile İstanbul Devlet Tiyatrolarına kabul edilmiştir. 1946 yılında başrolünde Cevat Fehmi Başkut’un oynadığı “Baykuş” isimli tiyatro oyununun dekorunu yapmıştır. Birçok esere imzasını atmayı başaran sanatçı; 2004 yılında İstanbul’da hayata veda etmiştir.

Turgut Atalay’ın Eserleri

Turgut Atalay; hayatı boyunca birçok esere imzasını atmayı başarmış bir sanatçıdır. Sanatçının bilinen en ünlü eseri “Sarı Hüzün” adlı tablosudur. Uşak’ta görev yaptığı süre içerisinde köy hayatından oldukça etkilenen ve bu hayatı toplumsal- gerçekçilik anlayışı ile eserlerine yansıtmıştır. Sanatçının; “Köylü Kadınlar”, “Köylü Kızlar”, “Yoğurtçu Kızlar”, “Yörük Kızı”, “Yörük Kızları”, “Pazarcı Kızlar”, “Anne ve Çocuk” gibi eserleri köy kültürünü yansıtan eserleri arasında yer almaktadır. Ünlü ressam sanat hayatında nü çalışmalara da sıklıkla yer vermiştir. Bu çalışmalarına genellikle isim vermeyen sanatçının birçok nü çalışması bulunmaktadır.

Ünlü ressam; İstanbul’un atmosferini de kendine tema olarak seçmiştir. Sanatçının “Haliç” adlı eseri; İstanbul temalı önemli eserleri arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra “Sevgili”, “Nerden Geldik? Nereye Gidiyoruz?”, “Tiyatro”, “Ankara Bentderesi”, “Manzara”, “Aşevi”, “Vazodaki Çiçekler”, Balıkçı”, “Balıkçı 2”, “Figürlü Kompozisyon” gibi birçok eser de ortaya çıkarmıştır. Sanat hayatına kendini adayan ressamın; resim sanatı ve tiyatro alanında pek çok ödülü bulunmaktadır.

Turgut Atalay’ın Etkilendiği Akımlar

Turgut Atalay; figür kaynaklı sanat anlayışını benimseyen ressamlar arasında yer almaktadır. Klasik sanatın devamı niteliğinde eserler sergileyen ressam; pek çok konuyu kendine tema olarak seçmiştir. Doğa motiflerine sıklıkla yer vermesi sebebi ile natüralist olarak da değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra dönemin en ünlü ressamlarının bir arada bulunduğu Yeniler adlı akıma dâhildir.

Sanatçının dâhil olduğu Yeniler Grubu; toplumsal gerçekçilik üzerine eserler yapmıştır. Ünlü ressam; çalışan kadınlara, köylü kadınlara, emek sarf edilen işlere eserlerinde sıkça yer vermiştir. Toplumu ilgilendiren olayları; klasik sanat kuralları dışında gerçekçi bir şekilde ele almıştır.

Sanatçının Stil Özellikleri

Turgut Atalay; resimlerinde birçok farklı tema kullanmıştır. Portreler, Yörükler, ölü doğa, çıplaklar, balık gibi temaların yanı sıra Haliç ve Süleymaniye’yi de eserlerine tema olarak yansıtmıştır. Sanatçı eserlerinde kullandığı renkleri temaya göre belirlemiştir. Doğa, Haliç, Yörük gibi kültürel temalarda daha koyu renklere yer verirken çiçek, balık, portre gibi temalarda daha soft ve açık renkler tercih etmiştir.

Sanatçı; keskin fırça darbeleri ile bilinmektedir. Ünlü ressam; resim sanatının yanı sıra seramik sanatından da pek çok eser meydana getirmiştir. Resim sanatı giderek gelişen ressamın renk seçimleri de ilerleyen zamanlarda değişiklik göstermiştir. Resim sanatı oturduktan sonra eserlerinde daha ağır renkleri kullanmayı tercih etmiştir.

Titian Kimdir? Titian Hayatı

Titian

Titian; 1488 yılında Pieve’de dünyaya gelmiştir. Ailesi İtalya’nın zengin ve soylu kişilerindendir. Tam ismini kullanmamış olup; bazı çevrelerce Tiziano Vecellio olarak bilinmiştir. Gençlik yıllarında İtalya’nın en ünlü ressamlarından belli bir süre atölye dersleri almıştır. Aldığı dersler ve kendi görüşleri ile Rönesans akımına katılmış ve bu yönde eserler vermeye başlamıştır.

Titian Hangi İsimlerden Etkilenmiştir?

Titian; Venedik ziyaretlerinden birinde uzun süre etkisinde kaldığı Giorgine ile tanışmıştır. Bu ressam ile oldukça ünlü olan Fandoco Dei Tedesch yapıtlarını süslemişlerdir. O dönemde ikilinin yaptığı çalışma oldukça yankı bulmuştur. Ancak nemli ve sürekli yağmurlu olan hava şartlarından kaynaklanarak bu eserler zaman içinde kaybolmuştur.

Ünlü ressamın etkisinde kalan Titian; zamanla kendi ritmini bulmuştur. Buna göre fırça kullanımını kendi matematiği üzerinde tuvale uygulamış ve seçtiği renkler uyumlu bir yapıyla eserde yankı bulmuştur. Gerçek kişiliğini ise; Giorgine ölünce keşfetmiştir. İnsanın son derece önemli olduğu Rönesans döneminde hümanizm oldukça yaygınlaşmaya başlamıştır.

Matbaanın yaygınlaşması, coğrafi keşifler gibi gelişmeler sayesinde eski ortaçağ görüşlerinden ayrılan sanat; Titian gibi ünlü bir ressamı da etkilemiştir. Klasik eserler yerine Rönesans etkisinde eserler vermeye başlamıştır. Buna göre gölge, ışık ve perspektif oldukça önemlidir. Aynı zamanda tek düze olan renk kullanımı çeşitlenmiştir. Tablolarda görülen porte geleneği yerini doğa resimlerine bırakmaya başlamıştır. Eserlerinde; sıcak ve parıltılı renkler daha fazla kullanılmıştır.

Titian’ın Eserlerine Genel Bakış

Morosini Sarayı’nda bulunan Hercules resmi onun ilk başyapıtıdır. Herkes tarafından bilinen ve beğenilen bir resimdir. Yaşadığı dönemi en güzel şekilde ifade eden ve dini motifleri kullanarak modern çağın getirilerini de resmetmeyi başarmıştır. Daha sonra Giorgine ile yaptıkları ortak çalışmalarla modern sanatın liderleri olarak anılmaya başlamışlardır. Çok sevdiği arkadaşının zamansız gelen ölümüyle bir süre daha klasik eserler vermeye devam etmiştir. Ancak daha sonra kendi çizgisini bulmuştur.

Titian; ilk solo kombinasyonunu 3’lü bir tablo serisi olarak ortaya koymuştur. Bu eserin ismi Saint Anthony of Padua’dır. Daha geniş ve karmaşık temaları resmetmeyi seven ressam; daha sonraları da bu temaya uygun konular seçmeye devam etmiştir. 1518 yılında ‘Meryem’in Göğe Kabulü’ eserini ünlü Frari Klisesi’nin mihrabı için resmetmiştir. Hem renk hem de gölge ve ışık arasındaki uyum olarak kişiyi heyecanlandıran bir yapıda olduğundan herkes tarafından beğenilerek kabul görmüştür. 1521 yıllarından sonra ise; oldukça tanınmış bir ressam haline gelmiştir.

The Death of Saint Peter Martyr Eserine Genel Bakış

Bu eser; olağanüstü derecede sevilen ve izleyicisini heyecanlandıran bir yapıya sahiptir. Oldukça merak uyandıran bu eser; yöneticiler tarafından ahlaka aykırı bulunduğundan imha edilmiştir. İmha edilmesine rağmen bu eserin kopyaları geleceğe taşınabilmiştir. Aşırı şiddet ve barok stilinin en güzel halini yansıtmaktadır. Sahnelerin güzelliği herkes tarafından heyecanla izlenmiştir. Titian; ne kadar usta ve yetenekli olduğunu bu eserde ortaya koymuştur.

Barok dönemine ait gölge ve ışık sanatının en güzel halini bu tablosunda ortaya koymuştur. Kocaman bir ağaç çevresinde gelişen manzara resmi ve şiddet tablosu izleyicisinin seyrine bırakılmıştır. Bu eser onu alanında lider konumuna getirmiştir. Bunun yanı sıra; kariyerinin zirvesi olarak tanımlanmaktadır.

Ünlü Ressamın Manzara Eserleri

Ressam; oldukça büyük bir servete sahip olmuştur. Bu bakımdan istediği her yeri görebilme ve zamanını tamamen sanatına adayabilme şansı elde etmiştir. Her türden eser vermesi buna bağlı olarak gelişmiştir. Barok dönemi ve Rönesans akımına dâhil olduğu eserlerinden başka Titian bir de manzara resimleri ile meşhur olmuştur.

Çok sevdiği Venedik’te yüksek kesimlerden bir tanesine villa yaptırmıştır. Buradan tüm şehri görebildiği için en güzel manzara eserlerini burada resmetmiştir. Bu ünlü ressamın hayatı 90 yıl kadar daha sürmüştür. Daha sonra Venedik’te görülen veba salgını nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Ancak kendisinden sonra gelen pek çok ressama öncülük yapacak eserler meydana getirmiştir. Özellikle barok ve Rönesans dönemini eserlerine ustaca aktarması ve onları birleştirmesi onu alanında lider konumuna getirmiştir.

Urbino Venüs’ü eseri döneminde oldukça hayranlık uyandıran bir çizgi stiline sahiptir. Ayrıca bu eserde kullanılan renkler; kendisinden sonra gelen ressamlara ilham kaynağı olacak şekilde gölge ve ışıkla uyumlu bir şekilde tasarlanmıştır. Kendi içerisindeki ritmik hareketleri göz önüne serilmiş ve matematiği çözüldüğünde ortaya sanat tarihine geçecek kadar önemli bir teorinin pratiği olma özelliği çıkmaktadır. Bu teoriye göre renklerin ışıkla ters orantılı olarak kullanılması resme farklı bir ahenk katmaktadır.

Şeker Ahmet Paşa Kimdir? Şeker Ahmet Paşa Hayatı

Şeker Ahmet Paşa

Şeker Ahmet Paşa; 1841 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Gerçek ismi Ahmet Ali olan ünlü ressam; 1855 yılında top eğitimi almak için Tıbbiye Mektebi’ne girmiştir. Daha sonra tamamlamadan bu okulu bırakıp Harbiye’ye geçmiştir. Resim yeteneklerini geliştiren anatomi ve perspektif derslerini burada almıştır.

Resme olan muhteşem yeteneği anlaşılınca Sultan Abdülaziz emriyle Paris’e gitmiştir. Bu sayede Şeker Ahmet Paşa’nın sanatı yavaş yavaş oluşmaya başlamıştır. Yedi yıl boyunca Paris’te Gerome ve Boulanger atölyelerinde eğitim almıştır.

Şeker Ahmet Paşa’nın Sanat Anlayışı

Ressamın sanat anlayışını anlayabilmek için; önce yetiştirildiği sanat ortamını bilmek gerekmektedir. Osmanlı döneminde yaşamış olan Şeker Ahmet Paşa; nakkaşlık geleneğine bağlı olarak belli bir sanat anlayışına sahip olmuştur. Ancak kendisinin her zaman resme yeteneği ve ilgisi vardır. Osmanlı döneminde Figüratif resim çok yaygındır. Ünlü ressam bu resim anlayışı hakkında da detaylı bilgi sahibidir.

Osmanlı döneminde yapılan tüm sanatsal aktiviteler genellikle Kuran öğretilerini anlatmak üzerinedir. Ünlü Osmanlı ressamı bu sanat anlayışlarını yakından öğrenme fırsatı bulmuştur. Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla birlikte Osmanlı üzerinde her alanda değişiklikler olmaya başlamıştır. Sanatta gerçekleşen yenilikler ünlü ressamı da etkilemiştir.

  1. yüzyılda genellikle askerler arasından ressam çıkması ve Paşa olarak isimlendirilmeleri Tanzimat ile gelen yeniliklerin ilk olarak askerler ve aydınlar tarafından kabul edilmesine bağlı olarak gelişen bir durumdur. Daha sonraları yeniliklerin halka geçmesi ve yayılması için belirli yetenekli kişilerin Fransa’ya gönderilmesi gündeme gelmiştir.

Şeker Ahmet Paşa Hangi Akımlara Öncülük Etmiştir?

Çağdaş Türk resim sanatının temel taşlarından biri olan ünlü ressam; Paris’ten geldikten sonra orada öğrendiği tüm bilgileri Osmanlı’ya getirmiştir. Özellikle Peyzaj temasına yaptığı katkılar, dünya üzerinde bulunan mekân derinliği ve atmosfer ilişkilerine örnek teşkil etmektedir. Ayrıca Paris atölyelerinde çalıştığı dönemlerde bizzat tecrübe ettiği sanat akımlarını Osmanlı’ya tanıtma fırsatı da bulmuştur. Şeker Ahmet Paşa lirizm akımına dair pek çok eser meydana getirmiştir. Bu eserleri kendisinden sonra gelen sanatçılara ilham kaynağı olmuştur.

Özgün bir şekilde geometrik düzeni vardır. Onun eserlerinde; yaşadığı dönemdeki siyasi gelişmelerin izlerini bulmak mümkün değildir. Bu kapsamda daha çok manzara ve doğa temalarını tercih etmiştir. Yaşadığı dönemdeki sosyal ve siyasal olaylardan uzak bir tema seçimine gitmiştir. Yaşamı boyunca sanat hayatında bu tip konuları kendine konu edinmemiştir.

Ünlü Ressam Hangi Akımlardan Etkilenmiştir?

Paris’te bulunduğu dönemlerde açık havada yapılan doğa ve manzara resimlerini her zaman sevmiştir. Barbizon tarzı olan bu resimleri ülkesine döndüğü zaman da yapmaya devam etmiş olup; Barbizon ressamlarından da oldukça etkilenmiştir. Ayrıca asker hayatına devam ederken bir yandan da sanatsal faaliyetlerine devam etmiştir.

Kendisine sanat sergisi açan ilk Türk olarak tarihe geçmiştir. Natürmort eserleri ile ünlü olmuştur. Dolayısıyla bu resim tarzlarının kullanıldığı akımlardan etkilenmiştir. İzlenimcilik, realizm gibi sanat akımlarının izlerini onun eserlerinde görmek mümkündür.  Şeker Ahmet Paşa yeni izlenimcilik ismi verilen renkler ve ışığın uyumu akımına da sempati duymuş olup; bu yönde eserler vermeye devam etmiştir.

Şeker Ahmet Paşa’nın Sanat Eserlerine Genel Bakış

Ressamın ünlü olan pek çok sanat eseri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ise; Karpuz Dilimli ve Üzümlü Natürmort, Manolya ve Meyveler, Ağaçlar arasında Karaca, Talim Yapan Erler, Tepe Üzerindeki Kale, Yelkenliler, Manzara adlı tablolarıdır. Bu eserlerin çoğunluğu; açık havada gözlem yapılarak anlık durumların tasvir edildiği tablolardır.

Şeker Ahmet Paşa yapıtlarında; yerel ve geleneksel her ne varsa özellikle Batıda öğrendiği tekniklerle harmanlamıştır. Bu açıdan kendi döneminde yaşamış olan ressamlardan ayrılmaktadır. Natürmort ve manzara resimleriyle ün yapmıştır. Empresyonizm yani izlenimcilik kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmamış daha çok bu akımı Osmanlı kültürü ile bağdaştırmıştır. Şeker Ahmet Paşa Osmanlı’da geçerli olan vahdeti vücut anlayışını savunmuştur. Bütünden parçaya ve derinlikten yüzeysel görüşlere doğru bir mesaj iletimi söz konusudur. Bu durum; eserlerinin genelinde olan bir temadır.

Ünlü ressam yapıtlarını genel olarak az ve öz çizgilerden meydana getirmiştir. Özellikle natürmort eserleri diğer ressamlardan teknik açıdan ayrılmaktadır. Çağdaş bir nakkaş olarak da nitelendirilen bu ressam; oldukça intizamlı bir renk seçme anlayışına sahiptir. Yanında çalıştığı ünlü ressamlardan öğrendiği tüm teknik bilgiyi Osmanlı’ya getirmeyi ve yeni bir anlayışla bağdaştırmayı başarmıştır. Bu bakımdan Şeker Ahmet Paşa kendinden sonra gelen ressamlara da ilham kaynağı olmuştur.

 

Selim Turan Kimdir? Selim Turan Hayatı

Selim Turan

Selim Turan; 20. yüzyılın en önemli ressamları arasında yer almaktadır. Azerbaycan kökenli olan Türk ressam; 1915 yılında dünyaya gelmiştir. Resim sanatının yanı sıra heykeltıraşlık da yapmıştır. Ünlü ressam; “Tez- Antitez ve Sentez” kavramlarını bir araya getirmeyi başarmış bir sanatçıdır. Hayatı boyunca pek çok esere imza atarak gelecek nesilleri etkisi altında bırakan sanatçı; 1994 yılında hayata veda etmiştir. Ünlü ressamın eserleri; çeşitli sanat merkezlerinde sergilenmektedir.

Selim Turan ve Hayatı

Selim Turan; 1915 yılında İstanbul’da dünyaya gelmesine rağmen kökenleri Azerbaycan’a dayanmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren resim sanatına olan tutkusu ile bilinen ünlü sanatçı; ilkokul yıllarında Malik Aksel’den aldığı resim derslerinden sonra bu yolda ilerlemeye karar vermiştir. Ünlü ressamın; resim sanatına olan tutkusu babası tarafından desteklenmiş ve sanatçı 1935 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisine kaydolmuştur. Burada aralarında Zeki Kocamemi, Feyhaman Duran, Nazmi Ziya Güran, Leopold Levy gibi ünlü ressamların yer aldığı hocalardan dersler almıştır. 1938 yılında Akademi’den mezun olduktan bir yıl sonra 1939 yılında Üsküdar ortaokulunda resim öğretmenliği yapmıştır. Bu süre zarfında Topkapı Sarayı için minyatür çalışmalarını yürütmüştür.

Selim Turan; 1940 yılında Akademi’de Yüksek Öğretimin açılması ile yeniden okula kaydolmuş ve yükseköğrenimini tamamlamıştır. 1941 yılında; Nuri İyem, Abidin Dino, Mümtaz Yener gibi ressamlarla bir araya gelerek toplumsal gerçekçilik anlayışını benimsemiş Yeniler Grubu’nun kurucuları arasında yer almıştır.

1947 yılında Fransız Hükümetinden burs almayı başaran sanatçı; resim sanatını geliştirmek ve eserleri incelemek için Paris’e gitmiştir. Hayatının geri kalanını Paris’te geçiren sanatçı; burada pek çok esere imzasını atmayı başarmıştır. 1991 yılında Sorbonne Üniversitesinde Profesörlük yapmaya başlayan sanatçı; 1994 yılında Paris’te hayata veda etmiştir. Ünlü sanatçının na’şı Türkiye’ye getirilerek defnedilmiştir.

Selim Turan’ın Eserleri

Selim Turan; hayatı boyunca birçok önemli esere imzasını atmayı başarmış bir sanatçıdır. Sanatçının bilinen en ünlü yapıtı; “Sarıkız Efsanesi” olarak adlandırdığı yapıtıdır. Ünlü ressam; tez- antitez- sentez kavramlarını kullanarak pek çok eser ortaya çıkarmıştır. “Anadolu Kadını”, “İstanbul ve Natürmort”, “Balıkçı Portresi”, “Esrarkeş”, “Kompozisyon”, “Kompozisyon 1951”, “Oto portre”, “Şahika Turan Portresi”, “Bodrum” gibi birçok eseri bulunmaktadır. Ünlü ressamın yaptığı eserler; sergilenmekle birlikte sanatçının ortaya koyduğu akım; gelecek nesiller için de örnek teşkil etmektedir.

Sanatçı; resim sanatından eserler vermekle birlikte heykelcilik üzerine de pek çok eser ortaya çıkarmıştır. Türkiye’de sergilediği mobil heykeller adlı ünlü bir çalışması bulunmaktadır. Alçı, yağlı boya, tel, teneke gibi malzemeler ile yaptığı hareket eden heykeller; Türk sanat anlayışına yeni bir boyut kazandırmayı başarmıştır. Yaptığı heykeller daha sonra büyütülerek Ankara Kurtuluş Parkında dekoratif amaçlı kullanılmıştır. Bunun yanı sıra ünlü ressam; Paris’te pek çok fresk, heykel, gravür gibi çalışma da yapmıştır. Ünlü ressam Paris’te; “La Roses des Vents” adlı bir eserini Galeria des Deux-Iles’de yayınlamıştır.

Selim Turan’ın Etkilendiği Akımlar

Selim Turan; bilinen herhangi bir akım içerisinde sürekli olarak yer almamıştır. Sanat alanında kendine özgü bir anlayış geliştirmek isteyen ressam; tez- antitez ve sentez kavramlarının sanata girmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmalar esnasında bir akım içerisinde bulunmak istemeyen ünlü ressamın eserleri; soyut sanat kavramı içerisinde sayılmaktadır.

Ünlü sanatçı; resim sanatının ilk yıllarında tez anlayışı üzerine hareket etmiştir. Daha sonra soyut sanat ile birlikte antitez kavramını geliştiren sanatçı; Paris’te yaptığı çalışmalar ile birlikte sentez kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu dönem içerisinde hareketli heykeller olarak adlandırdığı birtakım farklı çalışmalara imza atmıştır. Paris öncesinde kübik ve izlenimci eserler ortaya çıkarmıştır. Sanatçının soyut sanat kavramını benimsemesinde; yanında asistan olarak çalıştığı ünlü ressam Hans Hartung’un büyük payı bulunmaktadır.

Sanatçının Stil Özellikleri

Selim Turan; sanatında karışık bir teknik kullanmaktadır. Kübist ve izlenimci etkiler ile yaptığı çalışmalardan soyut sanata yönelen ressamın; mobil heykelleri de bulunmaktadır. Soyut kavramı ile ortaya çıkardığı eserlerinde; var olanı resmetmek yerine bunu imgesel olarak şekillendirmeyi tercih etmiştir. Ünlü ressam; yaptığı eserlerde gerçeklikten uzak figürleri sadeleştirerek yeniden tasarlamıştır.

Ünlü sanatçı; eserlerinde canlı renkleri tercih etmenin yanı sıra siyah ve toprak tonlarına da sıklıkla yer vermiştir. Soyut kavramı ile ortaya koyduğu figürlerde çizgiler ve renk geçişleri önemli rol oynamaktadır.

Salvador Dali Kimdir? Salvador Dali Hayatı

Salvador Dali

Salvador Dali, şatafata önem veren, sürrealist bir ressamdır. Yirminci yüzyılda yaşamış olan sanatçı; ezber bozan giyimi, değişen fikirleri ve aykırı davranışları ile dikkat çekmiştir. 1904’te İspanya’nın kuzeyinde doğmuş olup; sanatı, hayat tarzı olarak benimsemiştir. Bu kapsamda resim sanatına yönelmiş olan çağın en önemli ressamlarından biri olmuştur.

Salvador Dali’nin Hayatı

Salvador Dali, 11 Mayıs 1904’te İspanya’nın Figueras kentinde doğmuştur. Süslü ve gösterişli olan her detaya ve lüks hayata düşkün Arap kökenli bir ressamdır. Asıl adı Salvador Domingo Felipe Jacinto Dali y Domenech olan sanatçı,  hayatı boyunca sanata olan ilgisinin yanı sıra farklı giyim şekli ile de dikkat çekmiştir. Ailesinin ikinci çocuğu olan ressam, ismini küçük yaşta sindirim iltihabından ölen ağabeyinden almıştır. İlk çocuklarının ölümünü bir türlü kabul edemeyen ailesi sık sık Dali’ye ağabeyinden söz etmiş ve onu da alarak ölen çocuklarının mezarını ziyarete gitmişlerdir. Bundan dolayı küçük Dali kendi kimliğini bulmakta zorluk çekmiştir.

Ünlü ressam Salvador Dali’nin babası otoriteriteye önem veren sert mizaçlı bir noterdir. Annesi ise yumuşak yapılı, anlayışlı bir insan olarak oğlunun resme yeteneğini keşfetmiş ve desteklemiştir. Salvador Dali, üç yaşına geldiğinde kardeşi Ana Maria doğmuş olup; evin tek erkek çocuğu olduğu için ailesi onu el üstünde tutmuştur. Ailesinin bu yaklaşımı Dali’yi şımartmış ve kaprisli bir hale getirmiştir.

1914’da özel bir resim okuluna yazılmış, beş sene sonra ise Figueres Belediye Tiyatrosu’nda ilk sergisini açmıştır. Öğretmeni Juan Nunez sayesinde resim yeteneğini geliştirerek karakalem çalışmalarını öğrenmiştir. 1921 yılında sanatçı,  meme kanserine yakalanan annesinin ölümü ile derinden sarsılmıştır. Karısının vefatından kısa bir süre sonra babası baldızı ile evlenmiştir. Sanatçı, yirmili yaşların başına geldiği zaman Madrid San Fernando Akademisi’ne başlamıştır. 1925 yılında ise; ilk kişisel sergisini açmıştır.

Salvador Dali, Paris’e gidip dönemin ünlü ressamlarından biri olan Picasso ile tanışmıştır. Madrid’de tanıdığı Luis Bunuel ve Garcia Lorca ile arkadaş olmuştur. Dali’nin hayatındaki en büyük gerçeklerden biri de sanata olan düşkünlüğü olmuştur. Luis Montanya ve Sebastian Gasch ile birlikte Sanat Karşıtı Katalan Manifesto adlı eserini yazmıştır. 1931 yılında eriyen cep saatini andıran o ölümsüz ve en popüler resmini yapmış olup; 23 Şubat 1989’da vefat etmiştir.

Salvador Dali’nin Sanat Eserleri

Sanata olan düşkünlüğü ile bilinen ressam Salvador Dali, yaptığı çalışmalarıyla ün kazanmıştır. 1925 yılında Penceredeki Kız adlı eserini yapmıştır. 1931 yılında ise Belleğin Azmi adını verdiği eserini yapmıştır. 1936 yılında Istakoz Telefon adlı çalışmasını tamamlamıştır. 1937 yılında ise Yanan Zürafa ve Mae West’in Dudak Koltuğu adlı eserlerini bitirmiştir. Üç yıl sonra ise; Savaşın Yüzü adlı çalışmasını tamamlamıştır.

1943 yılında ‘Yeni İnsanın Doğuşunu İzleyen Jeopolitik Çocuk’ adlı eserini bitirmiştir. Bir yıl sonra ‘Uyanmadan Bir Saniye Önce Nar Etrafında Uçan Arının Sebep Olduğu Rüya’ adlı çalışmasını tamamlamıştır. 1946 yılında Aziz Antonius’un Baştan Çıkarılışı adını verdiği eserini yapmıştır. 1954 yılında en bilindik eseri olan ‘Eriyen Saat’ adlı tablosunu sanat dünyasına kazandırmıştır. Aynı yıl Çarmıha Gerilme ve Belleğin Azminin Dağılışı adlı çalışmalarını da tamamlamıştır. 1963 yılında ölen ağabeyinin anısına Ölmüş Kardeşin Portresi adlı eserini yapmıştır.

Salvador Dali’nin Eserlerinin Sergilendiği Yerler

Sıra dışı tarzı ile dikkat çeken Salvador Dali hayattayken ve vefat ettikten sonra; eserleri dünyanın pek çok yerinde sergilenmiştir. Bu yerlerden biri The Dali olarak bilinmektedir. Sanatçının eserleri; Museum Of Modern Art’ta hayranlarına sunulmuştur. Savannah’ta bulunan SCAD Museum of Art’ta da eserleri sergilenmiştir. Sevilen eserleri Dali Tiyatrosu ve Müzesi’nde de sanatseverlerin beğenisine sunulmuştur.

Dünyada büyük yankı uyandıran başlıca tabloları; Şikago’da bulunan Art Institute of Chicago’da hayranlarına sunulmuştur. Bunun yanı sıra; Philadelphia Museum of Art müzesinde de birçok eseri sergilenmiştir. Modern sanatın bilinen şehri olan Londra’daki Freud Museum London’da da eserleri paylaşılmıştır. Ulusal Sanat Galerisi’nde de çok sayıda eseri sergilenmiştir. Kelvingrove Sanat Galerisi ve Müzesi’nde sergilenen eserleri de büyük ilgi toplamıştır.

Salvador Dali Hangi Akımlardan Etkilenmiştir?

Ressam Salvador Dali, Anarşist ve Monarşist olarak tanımlanmaktadır.  Farklı kişiliği ile dikkat çeken Dali; 1934’te faşist lider Andre Breton’a karşıt görüş benimsemiş ve sürrealist gruptan ayrılmıştır. Gruptan uzaklaşmış olmasına rağmen hala sürrealist sergilere katılmaya devam etmiştir. İspanya İç Savaşı’ndan kaçarak 1935’te eskiden tanıdığı sürrealist arkadaşlarından ayrılmış, burjuvaya dönüştüğü gerekçesi ile suçlanmıştır. Bundan dolayı sürekli olarak politikadan kaçmak zorunda kalmıştır. Faşistler; arkadaşı Garcia Lorca’yı öldürdükten bir süre sonra ünlü ressam New York’a yerleşmiştir.

1966 yılında New York Modern Sanatlar Müzesi’nde bir retrospektif bir düşünceye girmişlerdir. Bütün akımları tanıyıp sanatı boyunca birçoğundan etkilenmiş olan ressam, ilk sürrealist eserini bu dönem vermiştir. Salvador Dali; yaşadığı dönemlerde birçok akımdan etkilenmiştir. Bu kapsamda; Gerçeküstücük, Dışavurumculuk, Art İzlenimcilik, İzlenimcilik, Realizm, Kübizm, Soyut dışavurumculuk, Sembolizm, Çağdaş Sanat, Noktacılık, Neo klasizm, Modern Sanat, Op sanatı, Metaphysical painting ve Dadaizm olarak bilinmektedir.

Rembrant Van Rıjn Kimdir? Rembrant Van Rıjn Hayatı

Rembrant Van Rıjn

Remnant Van Rıjn Avrupa’da doğmuş ressam ve baskı ustasıdır. 1606 yılının Ekim ayında dünyaya gelen ressam oldukça ünlüdür. Hollanda sanat tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. ‘Işık ve Gölgenin Ressamı’ olarak bilinmektedir ve Hollanda’nın altın çağını yaşadığı bir dönemde yaşamış ve sanatını yapmıştır. Yine Hollanda‘da 63 yaşında hayatını kaybetmiştir.

İyi bir eğitim almış olan ressamın annesi ve babası oldukça varlıklı kimselerdir. Bu bakımdan sanatına ağırlık verebilmiş olan ressam; eğitimini tamamladıktan sonra bir okul kurmuş ve öğrenci kabul etmeye başlamıştır.

Rembrant Van Rıjn’ın Ünlü Olduğu İlk Eseri Hangisidir?

Rembrant Van Rıjn ilk olarak anatomi dersinin oldukça gerçekçi tasvir ettiği tablosuyla tanınmış ve ün yapmıştır. Eserin ismi ‘Dr.Nicolas Anatomi Dersi’ olup; başarılı olan bir doktorun yaptığı anatomi dersini oldukça gerçekçi bir çizgiyle resmetmiştir. Bütün doktorlar tarafından merak uyandıran bu tablo sayesinde herkes tarafından tanınmıştır. Ne kadar usta bir ressam olduğu anlaşılan Rembrant Van Rıjn; bu eser ile sevilmeye başlanmıştır.

Resim; gerçekliği yansıtmasından ve tüm detayların ustaca resmedilmesinden kaynaklı gören kişilerde hayranlık hissi uyandırmaktadır. Ressam; eserinde bulunan insanların mimiklerini bile heyecanlandırıcı derece de gerçekçi yansıtmıştır. Resim içerisinde gerçeklikten başka gergin ve karanlık duygular da bu büyük ressam tarafından dengeli bir biçimde ortaya koyulmuştur. Bu eserden sonra usta ressamın yolundan gitmek isteyen veya ona öğrenci olmak isteyen pek çok ressam ortaya çıkmıştır. Avrupa tarihinde ilk defa yapılan bir kadavra incelemesinin suçlu birine yapılması ve Rembrant Van Rıjn tarafından son derece gerçekçi bir şekilde resme dökülmesi uzun süre Avrupa’da yankı uyandırmıştır.

Rembrant Van Rıjn ve Empresyonizm

Rembrant Van Rıjn resim ve sanat dünyasında bir devrim yapmıştır. Kendisinin herhangi bir akımdan etkilenmediği, aksine ortaya bir akım koyduğu sanat eserlerinden anlaşılmaktadır. Devrim niteliğinde olan eserlerinde kullandığı renkler daha önce kullanılmamıştır. Empresyonizm akımının kurucusu olan bu ressam; gölge ve ışığı oldukça etkili bir biçimde kullanmıştır.

Ton ve virtüöz yani çok çalışmak konusunda tüm herkese örnek olacak şekilde hayatına devam etmiştir. Oldukça zorlu olan hayat şartlarına rağmen ölene kadar sanatla uğraşmıştır. Ressam kendi döneminde ünlü olmasına rağmen hak ettiği değeri görmemiş, 19. yüzyılda araştırıldıktan sonra usta olduğu anlaşılmıştır. Bu eserlerinden en ünlü olanı ‘Nöbet Gecesi’ tablosudur.

Usta Ressam Hangi Akımlara Öncülük Etmiştir?

Kendisinden sonra gelen büyük ressamlara öncülük eden usta ressam; döneminde ve sonrasında ‘ışığın ve gölgenin ressamı’ olarak isimlendirilmiştir. Işık ve gölge arasındaki tekniği kullanan ilk isimdir. Aynı zamanda bu konuda diğer ressamlara da ilham kaynağı olmuştur. Kırmızı ve tonlarına ilk defa ve oldukça sık yer veren ilk ressamdır. Ruhun hallerinin tabloya ustalıkla yansıtılması onu; yaşadığı dönemde tek yapmıştır. Portre konusunda devrim niteliğindeki çalışmaları ile kendisinden sonra gelen pek çok ressamın onun tekniğini izlemesini sağlamıştır.

Rembrant Van Rıjn bu akımın öncülerindendir. ‘Savurgan Oğulun Dönüşü’ isimli eseri empresyonizm akımına örnek olarak gösterilir. Empresyonizm; gölge ve ışığın gerçekçi bir şekilde resmedilmesi esasına dayanan akımdır. Kendi yaşadığı dönemde bizzat tanıdığı insanları resmetmesinden kaynaklı döneminin en gerçekçi ressamı unvanını hak etmiştir. Resimde bulunan kişiler bazen mitolojik kahramanlar gibi görünse de ışık ve gölge tekniğine bağlı kalınarak bakıldığında resimlerin ne kadar gerçek tasvir edildiği anlaşılmaktadır. Eşini tasvir ettiği ‘Flora’ eseri bu konuda verdiği eserlerden bir tanesidir.

Usta Ressam ve Barok Akımı Arasındaki Bağlantı Nedir?

Rembrant Van Rıjn tarafından yapılan ve oldukça ünlü olan ‘Sampling Ofisi’ resmi barok akımının öncüsü olmasını sağlamıştır. Klasisizm akımına bir tepki olarak doğan barok akımı; Avrupa’da büyük tepki görse de sonraları oldukça sevilen bir akım haline gelmiştir. Klasik eserlerin yerine gelen barok tarzı eserler ressam sayesinde heyecan uyandıran bir çizgi kazanmıştır. Aynı zamanda baskı olmadan serbestlik içerisinde ortaya koyulan eserler yansıtılmak istenilenin daha özgür çizgilerle resmedilmesini sağlamıştır.

Kuyumculuk terimi olan barok kelimesi daha sonraları 20. yüzyılda kendini daha da geliştirerek rokoko olarak anılmaya başlamıştır. Osmanlı sanatına kadar gelen bu akımın öncüsü olan Rembrant Van Rıjn tarafından duyular ve hayal gücünün gerçekçi bir şekilde yansıtılması esasına dayalı olarak ortaya çıkarılmıştır. Günlük hayattan seçilen ve dinle ilgili konular, mitolojik kahramanlar bu resimlerin ve diğer sanat kollarının konusu olmaktadır. Derinlik duygusu ustaca yansıtılır ve izleyende heyecan duygusu uyandırılır. Işık ve gölgenin uyumu oldukça önemlidir.

Tüm resmin belli parçalarında uygulanan ışık ve gölge tekniği ilk olarak ünlü ressam tarafından resmedilmiştir. Özellikle dini motifleri yansıtan ressam; barok akımını ustalıkla kullanmıştır. Bu konuda örnek gösterilen eseri ‘İsa’nın Çarmıha Gerilmesi’ tablosudur.

7 adet çalışması bu akımın öncülüğünü yapmıştır. Tablo arkasında siyah fon kullanmayı tercih eden ressamın bu alışkanlığı barok akımına yön vermiştir. Ön tarafa çizilen kırmızı ve tonları resmin derinlik kazanmasını sağlamıştır. Rembrant Van Rıjn kadar bu derinliği teknik bir şekilde ayarlayan bir ressam örneği görülmemiştir. Celile Deniz’inde Fırtına tablosu da buna örnektir.

Rafaello Santi Kimdir? Rafaello Santi Hayatı

Rafaello Santi

Rafaello Santi, İtalyan Yüksek Rönesans’ının dört büyük temsilcilerinden biridir. Rönesans zamanında yaşamış mimar ve ressam olup; 1483 yılının dördüncü ayında İtalya’da doğmuştur. Erken yaşta sanat ile uğraşmaya başlamış olan İtalyan ressam; birçok sanat dalı ile uğraşmış sonunda resme yönelmek istemiştir.

Rafaello Santi’nin Hayatı

Rönesans döneminde yaşamış kökeni İtalyan olan Rafaello Santi, ressam ve mimardır. 6 Nisan 1483 yılında İtalya’nın Marche bölgesinde, Urbino kentinde dünyaya gelmiştir. Uzun ismi Sanzio de Urbino Raphael olarak bilinmektedir. Dekoratör olan babası Giovanni Santi’nin yardımı ile henüz on bir yaşında iken sanata yönelmiştir. 1494 yılında babasının vefat etmesi ile sarsılan ünlü ressam, dış etkenler ile iletişimini keserek kendini resim sanatına adamıştır. İtalyan ressam, Pietro Perugino’nun yanında çıraklık yapmış ve kendini sanat alanında geliştirmiştir.

Günlük hayatındaki gerçek eğitimine Urbino kentinde yaşamakta olan Timoteo Viti’nin yanında başlamıştır. Sonraki yıllarda Perugia kentine yerleşen sanatçı; 1498 yılında Perugino’nun atölyesinde çalışmaya başlamıştır. Burada çalışmalarını sürdürmüş ve kendini geliştirme fırsatı yakalamıştır.1500 yılında yaptığı Üç Güzeller ve Şövalye’nin Düşü adlı çalışması ile kendini kanıtlamıştır. Rafaello Santi; sırası ile Siena, Urbino, Floransa ve Roma kentlerinde kalmıştır.

Ünlü ressam, kendinden önceki yıllarda yaşamış olan ve kendisi ile aynı dala sahip sanatçıları kendine rol model olarak görmüş ve onlardan etkilenmiştir. Umbria kentinde bir süre kalmış daha sonra ise; 1504 yılında İtalya’nın Floransa kentine gitmiştir ve dört yıl boyunca çalışmalarını burada sürdürmüştür. Floransa’da kaldığı süre boyunca da kendinden önceki ressamların çalışmalarını inceleme fırsatı bulmuştur. Çalışmaları ve eserlerindeki kullandığı şekiller ile Rönesans döneminin başarılı isimleri arasındaki yerini almıştır. 1508 yılında Papa İkinci Julius tarafından Vatikan Sarayı’na çağrılmış ve Vatikan Sarayı’ndaki oda süslemelerini yapması istenmiştir.

Raffaello Santi, müthiş bir hayal gücüne sahip üretken bir ressam olarak tanımlanmaktadır. 1511 yılında tamamladığı ‘Segnatuar’ adlı eserinde oda freskleri sevinç ile kutlanmıştır. Bunun devamında ise; 1512 ile 1514 yılları arasında da Elidoro odası freskleri üzerinde çalışmalarını sürdürmüştür. 1515 yılında Papa x.Leo ünlü sanatçı Rafaello’ya kutsal sayılan Roma yazıtlarının korunması görevini vermiştir. 1516 yılında ise; Madama Villa adlı çalışmasını yapmıştır. İtalyan ressam, 1520 yılında Nisan ayının altıncı gününde doğduğu gün yaşamını yitirmiştir.

Raffaello Santi Dönemine Ait Yapılar

Rönesans döneminde yaşamış olan ünlü ressam Rafaello Santi döneminde; Rönesans mimarisine ait pek çok sayıda yapı bulunmaktadır. Bu kapsamda Santi dönemi; Antik dönemine ait yapılara çok önem verilen bir dönemdir. Pandolfini Palace ve Villa Madama bu yapılar arasında yer almaktadır. İç savaşın olduğu bu dönemde bulunan bir diğer yapı ise; Chigi Chapel adlı eserdir. Bunun yanı sıra Aziz Petrus Bazilikası da dönemin eski yapılarındandır.

Genç yaşta hayatını kaybeden ressamın zamanındaki yapılardan biri de Saint Eligio of Orefici adlı eserdir. O dönemde İspanya süren iç savaştan bu yapılar da olumsuz yönde etkilenmiştir.  Avrupa’daki karışıklıktan dolayı bazı yapılar ise bilinememektedir. Bilinen döneme ait bir diğer bir yapı ise; Palazzo Jacopo de Brescia’dır. Mimariyle de ilgilenmiş sanatçının zamanındaki diğer yapı ise Palazzo Branconio dell’Aquila adlı eseridir.

Ünlü Ressam Rafaello Santi’nin Yaptığı Eserler

Üretken ve hayalperest bir ressam olan RafaelloSanti, yaşadığı dönemlere ait çok fazla sayıda eser vermiştir. İlk olarak yaptığı çalışması ise Atina Okulu olarak bilinmektedir.  Sonraki yıllarda Galatea Zaferi adlı bir çalışma yapmıştır. 1502’de Aziz Sebastian ve İsa’nın yeniden Dirilmesi adlı eserlerini ortaya çıkarmıştır. Sanatçı; yaşadığı dönemden etkilenerek 1504’te ise ‘Bir Şövalyenin Önsezisi’ ile ‘Madonna ve Çocuğun Azizlerle Göğe Çıkışı’ adlı eserini yapmıştır. Aynı yıl ‘Meryem’in Evliliği’ ve ‘Aziz Michael’ı da bitirmiştir.

1505’te Üç Cazibe, Kutsayan İsa, Madonna del Granduca, Small Cowder Madonna eserlerini tamamlamış olup; bir yıl sonra da kendi portresini yapmıştır. Aynı yıl Saint George and the Dragon, Madonna del Prato, Unicorn’lu Genç Kadın resimlerini yapmıştır. 1507’de The Deposition, Güzel Bahçıvan Kız ve Bir Genç Kadın Portresi, adlı çalışmalarını bitirmiştir. 1508 yılında ise; Canigiani Holy Family, Madonna of the Baldacchino, Saint Catherine of Alexandria eserlerini tamamlamıştır.

Rafaello Santi’nin Eserlerinin Sergilendiği Yerler

Rafaello Santi öldükten sonra eserleri dünyanın birçok yerinde sergilenmiştir. Londra’da bulunan National Gallery’de eserleri sevenlerine sunulmuştur. Dünyanın sevilen şehirlerinden biri olan Paris’in Louvre Müzesi’nde de birtakım eserleri hayranlarıyla paylaşılmıştır. Floransa’nın Uffizi müzesinde eserleri sergilenmiştir. Madrid’de bulunan Prado Müzesi’nde de sevilen eserleri hayranlarıyla paylaşılmıştır.

Washington’da bulunan Ulusal Sanat Galerisi’nde sanatçının sergilenen eserleri vardır. İtalyan ressam; dönemin duyulmuş ismi olduğundan memleketinin birçok yerinde eserleri paylaşılmıştır. Bu kapsamda Floransa’daki Pitti Sarayı’nda da tabloları hayranlarına sunulmuştur. Budapeşte’nin Güzel Sanatlar Müzesi’nde de eserleri sergilenmiş olup; New York’un en bilinen müzesi olan Metropolitan Museum of Art’ta da eserleri hayranlarına sunulmuştur. Viyana Sanat Tarihi Müzesi, Victoria Ve Albert Müzesi, Rijksmuseum Amsterdam, Doria Pamphili Gallery de eserlerinin sergilendiği diğer müzelerdir.